Kültürel Yapı
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği üzere, “Millet, aynı kültürden insanların oluşturduğu toplumdur.” Bu anlayış doğrultusunda millî kültür; bir toplumu ve devleti ayakta tutan en temel unsurlardan biridir. Kültürün oluşmasıyla millet bilinci gelişir, millet bilinci ise toplumsal dayanışmayı ve sürekliliği sağlar.
Yeleçli Köyü, tarihsel süreç boyunca Türk kültürü ve gelenekleri çerçevesinde yaşamış; imkânlar ölçüsünde bu kültürü sürdürmeye özen göstermiştir. Dini ve millî bayramlar, özel günler, düğünler, imece usulü yapılan işler ve yayla kültürü köy yaşamının temel unsurları olmuştur.
Geçmişte bayram günlerinde, köyde büyük-küçük ayrımı yapılmaksızın tüm haneler ziyaret edilir; bayramlaşma, hal hatır sorma ve iyi dileklerde bulunma geleneksel bir uygulama olarak yaşatılırdı. Bayramın özelliğine göre hazırlanan yiyecekler paylaşılır, bu ziyaretler toplumsal bağları güçlendiren önemli bir dayanışma unsuru olarak görülürdü.
Millî bayramlar ise köyde 1950 yılından itibaren okulun faaliyete geçmesiyle daha düzenli şekilde kutlanmaya başlanmıştır. Özellikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, öğretmen ve öğrencilerin öncülüğünde, çevre köylerin katılımıyla doğa içinde kutlanmış; bu durum köyde uzun yıllar süren bir gelenek hâline gelmiştir. Ancak köy okulunun zamanla atıl duruma düşmesi nedeniyle bu uygulama günümüzde sürdürülememektedir.
Köyde geçmişte yaygın olan bir diğer gelenek ise mümkün olduğunca köy dışına kız verilmemesi ve köy dışından kız alınmaması anlayışıydı. Bu gelenek, 2000’li yıllardan sonra sosyal ve ekonomik değişimlerle birlikte büyük ölçüde azalmıştır. Aynı şekilde, halı ve kilim dokumacılığı ile keçe dövme gibi el sanatları da zamanla terk edilmiştir. Ekonomik koşullar ve göç nedeniyle köyde genç nüfusun azalması, örf ve adetlerin sürdürülebilirliğini zorlaştırmıştır.
Köyde Yaşam ve Dayanışma Kültürü
Yeleçli Köyü, büyük ölçüde aynı sülalelere mensup ailelerin bir araya gelmesiyle kurulmuştur. 2000’li yıllardan önce nüfusun belirli bir seviyenin üzerinde olması, köy yaşamını daha canlı ve dayanışma temelli kılmaktaydı.
Teknolojik imkânların sınırlı olduğu dönemlerde, tarım ve hayvancılık faaliyetleri tamamen insan ve hayvan gücüne dayanarak yürütülmekteydi. Bu zorlu koşullar, köyde imece usulünü ön plana çıkarmış; insanlar işlerini birlikte yaparak hem üretimi kolaylaştırmış hem de sosyal bağları güçlendirmiştir. Tarla ve harman işlerinde mani ve türküler söylenmesi, şakalaşmalar ve birlikte geçirilen zaman, köy yaşamının önemli bir parçası olmuştur.
2000’li yıllardan sonra teknolojinin gelişmesiyle birlikte tarım ve hayvancılıkta önemli değişimler yaşanmıştır. Kara saban ve kotanın yerini traktör, tırpanın yerini biçer, harmanda dövenin yerini ise modern patoslar almıştır. Hayvancılıkta küçükbaş hayvan yetiştiriciliği azalırken, büyükbaş hayvancılık ön plana çıkmış; süt sağımı büyük ölçüde makinelerle yapılmaya başlanmıştır.
Eğitim
Köyde, 1950’li yıllarda inşa edilen iki sınıflı ilkokulda karma eğitim verilmiş ve bu eğitim modeli 1980’li yılların başına kadar sürdürülmüştür. Buna rağmen köyde okuma-yazma oranı yüksek olmuş; özellikle Cılavuz Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlerin katkılarıyla eğitim bilinci gelişmiştir. Köyden mühendislik ve farklı branşlarda yükseköğrenim görmüş bireyler de yetişmiştir.
Zamanla yeni okul binasının yapılmasıyla eğitim seviyesi daha da yükselmiş; köyden ve köyden göç eden ailelerin çocukları arasında yüksekokul ve üniversite mezunu bireylerin sayısı artmıştır. Köy gençlerinin meslek tercihlerinde ağırlıklı olarak öğretmenlik, ardından işletme, mühendislik ve tıp gibi alanlar öne çıkmıştır.
Ancak köyün yoğun göç vermesi ve kalan nüfusun büyük ölçüde ileri yaş grubunda olması nedeniyle öğrenci sayısı azalmış; köy okulu atıl duruma düşerek taşımalı eğitim sistemine geçilmiştir.
Yemek Kültürü
Yörede kış mevsiminin uzun ve sert geçmesi, Yeleçli Köyü’nün yemek kültürünü doğrudan etkilemiştir. Bu nedenle beslenme alışkanlıkları genellikle yağlı, besleyici ve hamur ağırlıklı yiyeceklerden oluşmaktadır.
Başlıca yöresel yemekler:
-
Katmer
-
Feselli (gözleme)
-
Bişi
-
Lokum
-
Mafiş
-
Kete
-
Eşkili
-
Hangel
-
Etli hıngel (mantı)
-
Erişte
-
Gevrek
-
Kuymak
-
Hasuta
Çorba çeşitleri arasında ise:
-
Kesme aşı
-
Ayran çorbası
-
Helle aşı (un çorbası)
-
Cıncar aşı (ısırgan otu çorbası)
-
Yarma aşı
gibi yöresel lezzetler öne çıkmakta olup, bu çeşitler artırılabilmektedir.