Köyün Yazarları

   BİR GENÇLİK HAYALİ

                                                                                                     Turan KAYIKÇI

 

     Çok değil, yetmişli yılların başıydı. Kuşları bile kıskandıran uçurtmalar gökyüzünü kaplardı. İki gözü iki misketti çocukların. Onlar korkuların elinden tutarken, büyükler çocukların elinden tutardı.

     Mutlu olmamak için hiçbir sebep yoktu. Ruhumuzun dalgalı istasyonlardan türküler sevdalanıyordu. Veda buseleri ısmarlardı herkes unutulmamak için. Herkes mahcup herkes karanfil demeti.

     İspanyol paçalar, anket defterleri, pazar günleri gençliğin çay partileri, yastığın altına koyulan sevgili resimleri.

     Duvarlarda 1 Mayıs yazıları! Erikler çoktan oldu. Kirazı bekliyor mahalle. Her çocuk Tom Sawyer’ in arkadaşı. Her akşam bir kenti kurtarıyor gençler çalılıklara takılıyor umutları. Kuruşun gerçekten değerli olduğu mevsimler.

     Alanlarda halk müziği. Güneşin altında genç kızların şapkalarında zarafetin sergisi. Sokaklarda, inandıkları davanın adamları. Amerika askerlerini denize döken gençler. Gasp çeteleri, büyük kentlere girmenin yollarını daha bulamamış. Bütün çocuklar masum.

    Kırk yılda bir gangaster ortaya çıkardı da aklı çıkardı İstanbul’un. O zaman  at sırtında dağlara çıkan Koçero’lar  “eşkıya diyorlardı”. Koçero’ların kimsenin malında, mülkünde gözü yoktu. Şehir eşkıyalığı  yankesicilikle nikah kıymamıştı henüz. Piknik alanları aşk ve bereket kokuyordu. Gelinliğine sarılıp her yanda uyurdu namuslu kızlar. Dengesi bozulmamıştı doğanın. Ormanlar hayvan dolu, köyler insan.

    Köy dedim de köyde yaşamanın da bir anlamı vardı. Et, süt, yumurta, peynir gibi yiyecekler gidilen her köyde konuklara ikram edilirdi, yetmezdi bir de hediye paketi yaparlardı. Hala içemediğimiz sütleri ekşiyince döktüğümüzü anımsarım. Köylerimizde toprak kokan peynirdi analarımız. Hangi ananın elini öpsek peynir ve süt kokusu doldururdu içimizi.

    Oldu işte! He köy çocuğunun burnunda tüten İstanbul şehri başta olmak üzere birer beton yığınına dönüştü, insanlar evlerinde rahat uyuyamaz oldu. İşsizlik alıp giderken kapkaç terörü kol geziyor. Uyuşturucu çocuk yaştaki gençlerimizi rehin alıyor.

    Son söz; Ulus olarak toplumsal duyarlılık doğrultusunda özellikle uyuşturucu maddelere karşı sadece devletten önlem almasını beklememeliyiz. Bizlerde üzerimize düşen görevi yapmalıyız.